Sizde Dinleniliyor Musunuz Acaba

Şuan oturduğunuz yerden, yaptığınız telefon konuşmasından, attığınız mesajlardan birilerinin haberdar olma olasılığı nedir. Daha net bir ifade ile şuan izleniliyor ya da dinleniliyor olma ihtimaliniz kaçtır sizce. Birçok kişi buna ne münasebet diyebilir. Sonuçta sizin dinlenilmek ya da takip edilmek için paranız, kariyeriniz, bilginiz ya da herhangi bir özel bir şeyiniz olmayabilir. Ancak bir kişinin dinlenmesi veya takibe alınması için illa bir şeylere sahip olması gerekmiyor. Bazen yaptığınız bir şaka, bazen kullandığınız bir kelime sizi dinlenilecekler listesine dâhil edebiliyor. dinleme cihazları Günümüzde casus telefon denilen sistemler oldukça yaygınlaştı ve aynı zamanda teknolojik olarak ta gelişti. Artık dinlenildiğinizi bile anlayamıyorsunuz. Kimin hangi konuşmaya 3. Bir kişi olarak katıldığını bilmiyorsunuz bile. Telefon dinleme olayları son yıllarda oldukça arttı. Bu dinleme olaylarını bazen devlet, bazen özel firmalar bazen ise bireyler yapabiliyorlar. Bu tarz dinleme cihazları çok kolay bulunabiliyor ve teknik bir bilgi gerektirmeden kullanılabiliyor. casus telefon

Bir telefona yüklenilen ve format atılsa bile bazen silinemeyen programlar ile bireysel olarak takip edilebilirsiniz. Zaten eğer takip edilmenizi bir güvenlik ya da devlet kurumu istedi ise bir şey yapmanıza gerek yok. Operatörler sizi saniye saniye takip edip raporluyorlardır zaten. Anlayacağınız günümüzde dinlenilmek sanıldığından daha kolay. Zaten hemen hemen herkesin bir kez dinlenildiği ise neredeyse bir gerçek. Umalım da yanlış zamanda yanlış telefonu dinlemesinler. telefon dinleme

Posted in Tanıtım Yazısı | Tagged , , | Leave a comment

LÖSEMİ

Lösemi , kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür. Yüksek sayıdaki olgunlaşmamış ve malign hücrelerin normal ilik hücrelerinin yerini alması ile iliklerde hasar meydana gelir. Böylece kan pıhtılaşmasında rol oynayan plateletler ve savunmada rol oynayan lökositlerin sayısı azalmaya başlar. Bu da lösemi hastalarında zedelenmelerin ve kanamaların yoğun görülmesine, hastaların kolay enfeksiyon kapmasına neden olur. Savunma mekanizması zayıflar. İleri aşamalarda kırmızı kan hücresi eksikliği anemiye, nefes darlığına neden olabilir. Bunun dışında zayıflık ve yorgunluk, ateş, bazı nörolojik semptomlar, dişetlerinde şişkinlik ve kanamalar gibi belirtileri de vardır.Lösemiler, vücuttaki kan üretim sistemini (lenfatik sistem ve kemik iliği) etkileyen kanserlerdir. Lösemiler akut veya kronik olarak (mikroskoptaki görünüşlerine göre alt gruplara ayrılırlar) ve tümörün yayılım ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılırlar. Genel olarak, akut lösemiler çocuklarda ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha çok yetişkinlerde görülme eğilimindedirler.Kan kanserinin hücre tipine göre (myeloit, lenfoit gibi) ve hastalığın süresine göre (müzmin ve had) çeşitleri vardır. Bazı tipler daha hızlı ve kötü bir gidiş gösterir. Çocukluk çağında lösemi tipleri diğer kanser tiplerine göre daha sık görülmektedir.Kesin nedenleri bilinmemekle birlikte hem genetik hem de çevresel faktörlerin önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Somatik hücrelerdeki DNA’larda meydana gelen mutasyonlar onkogenlerin aktive olması ya da tümör baskılayıcı genlerin inaktive olmasına neden olur. Böylece hücre ölümünün ve bölünmesinin regülasyonu hasara uğrar. Bu hasara genetik sebeplerin dışında, petrokimyasalların, radyasyonun, kanserojen maddelerin ve bazı virüslerin (örn. HIV) neden olduğu düşünülmektedir.Lösemiler, vücuttaki kan üretim sistemini (lenfatik sistem ve kemik iliği) etkileyen kanserlerdir. Lösemiler akut veya kronik olarak (mikroskoptaki görünüşlerine göre alt gruplara ayrılırlar) ve tümörün yayılım ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılırlar. Genel olarak, akut lösemiler çocuklarda ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha çok yetişkinlerde görülme eğilimindedirler.
Posted in Genel | Tagged , , , | Leave a comment

Kulak Sorunları – (KBB)

Yüzücü kulağı (External otitis) dış kulak kanalının ısrarlı biçimde tahriş olması ve iltihaplanması halidir. Ayrıca bir enfeksiyon da bulunabilir. Kanalda cildin kat kat soyulması (egzama) gelişebilir. Egzamayı kaşırken cilt çatlar ve kulak kanalını bakteri ve mantar istila eder. Kirli suda yüzmek bu hastalığı kapmanın yollarından biridir. Kulak salgısı kanaldan temizlenmeye kalkışıldığında, cilt tahriş olur, kaşınır veya yırtılır. Bu da o kişinin en gözde “aletiyle” (toka vs.) kulağını daha fazla karıştırmasına sebep olur. Bir risk daha da vardır. 0 da kulak zarını delme olasılığıdır. Saç spreyleri ve saç boyaları da kulak kanalını tahriş edebilir. Dış otit yüzücü kulağı bazen mantardan kaynaklanır. Aspergillus niger en sık görülen mantardır. Belirtileri, urukkulosisle aynıdır. furunkulosis tekrar tekrar çıbanlar çıkması halidir ve kulak kanalındaki bir tüy kesesinin mikrop kapmasıyla başlar. Bu rahatsızlık sık sık tekrar eder Dış otit (yüzücü kulağı) genç yetişkinlerde görülür.
Belirtileri
- Dış kulak kanalının kaşınması
- Kulak ağrısı
- Kulakta sarı veya yeşil sarı kötü kokulu cerahat oluşması
- Başın hareketiyle kulakta ağrı duyulması
- Duyma kaybı.
Teşhis
Eğer kulağınızda kaşınma,kulağınızın içinde pullanma ya da kulak kanalınızda ağrı varsa, bunlar dış kulak yolu iltihabının göstergesi olabilir. Çoğu kez kulaktan dışarı doğru sarımsı ya da sarımsı yeşil bir akıntı olur ve bazen bu akıntıdan sonra ağrı hafifler. Eğer iltihap ya da dokudaki şişme kulak kanalını tıkarsa duyma-da bir azalma olabilir.
Doktorlar otoskop denen bir aletle kulak kanalına bakarak dış kulak yolu iltihabı tanısını koyarlar. Eğer iltihap varsa örnek alınarak laboratuvara gönderilebilir.
Çoğu dış kulak yolu enfeksiyonu rahatsızlık duygusu yaratsa da, uygun tedavi edildiklerinde genellikle tehlikeli değildirler. Bu enfeksiyon,özellikle şeker hastalarında tedavi edilmezse çevre kemiklere ve kıkırdaklara yayılarak hasar verebilir.
Tedavi
Eğer yüzücü kulağı rahatsızlığınız olduğundan şüphelenirseniz, doktora gitmeden önce sancıyı geçirecek bazı şeyler yapabilirsiniz. Kulağınızın üzerine ılık (sıcak değil) bir ufak yastık koymak faydalı olur. Aspirin veya başka bir ağrı kesici de sancıyı azaltır.
Teşhisten sonra doktorunuzun kulak kanalını bir emme aletiyle veya pamuklu çubukla temizlemesi beklenir. Bu tahrişin ve sancının geçmesini sağlayabilir. Doktor daha sonra çeşitli tedavi metodlarından birini önerebilir. Ekseriyetle kortikosteroidli (kaşıntıyı durdurmak ve iltihabı azaltmak için) bir kulak damlası ve bir antibiyotik (enfeksiyon kontrol etmek için) verilir. Bazen ağızdan alınan haplar da kullanılabilir. Şiddetli ağrı olduğundan ağrı kesici tavsiye edilir. İyileşme sırasında kulağa su kaçmamasına dikkat edilmelidir.
3 veya 4 gün sonra eğer gözle görülür bir iyileşme olmazsa, doktorunuz ağızdan alınmak üzere antibiyotik verebilir. Enfeksiyona neden olan organizma laboratuvar testleriyle belirlenmişse, özellikle onu etkileyecek antibiyotik seçilir. Dış kulak iltihabı (yüzücü kulağı) mantardan kaynaklanıyorsa sülfanilamid tozu serpilerek urunkolisisden kaynaklanıyorsa, ağızdan alınan veya kulak damlası şeklinde verilen antibiyotikle tedavi edilir. Özellikle neden mantar olduğunda bu durum birçok defa tekrar edebilir.
Önlenmesi
Dış otit ekseriyetle önlenebilir. Pis suda yüzmeyin. Banyodan ve yüzmeden sonra kulaklarınızı kurutun. Kulak kanalının rutubetli olması enfeksiyon kapmasını kolaylaştırır. Saçınızı boyarken veya saç spreyi kullanırken kulak deliklerinizi kuzu yününden ufak toplarla kulağınızı kapayın. Bunlar suyu geçirmez.

Posted in Genel | Tagged , , | Leave a comment

Gözlerinizi Koruyun…

Görme fonksiyonunun oluşması için çok uzun bir yol katediliyor. Görme duygusunun çalışıla-bilmesi için kornea ön kamera, mercek (lens), gözün içindeki jel sıvısı gibi gözün optik ortam larının saydam olması gerekiyor.

Retina ve sinir ağ tabakası sağlam olsa da görme siniri çok uzun bir yol takip ediyor. Bu ta baka beyindeki diğer görme sinirleriyle bağlantı lar kurularak beyinde görmeyi algıya çeviren görme korteksiyle birleşiyor. Bütün bu bağlantı lar arasında oluşabilecek ufacık bir hata, görme azlığına ve hatta tamamen görememeye yol aça biliyor.

Posted in Genel | Tagged , , , | Leave a comment

Kolay ve saglikli zayiflama yöntemleri

Türkiye’de birçok insan kilolarından şikayetçidir. İnsanlar kolay ve basit yollardan zayıflamak ister. Bununla birlikte, sağlıklı ve kolay zayıflamak için binlerce yoldan birini kullanarak zayıflama yollarını aramaktadır. Tabi ki insan fizyolojisine uygun zayıflama programlarının olması önemlidir. Çünkü kişinin vücut yapısına uygun zayıflama yöntemlerini bulmak ve bu yöntemleri uygulamak her zaman kolay olmamaktadır. Eğer kişiye uygun zayıflama yöntemleri bulunmazsa uygulanan program ters tepebilir. Bu yüzden kolay ve sağlıklı zayıflamak isteyen kişi kendine en uygun ve basit zayıflama yöntemini seçerek uygulama yapabilir.

Sağlıklı zayıflama yöntemlerinden olan bitkisel ilaçlarla zayıflama birçok insan için umut kapısı olabilmektedir. Fakat unutulmaması gereken olaylardan biride, bu bitkisel ilaçların Sağlık Bakanlığı tarafından uygun bulunup bulunmadığıdır. Çünkü, sağlık piyasasına sunulan her bitkisel ilacın, insanı zayıflattığı gibi bir “gerçek” olmamaktadır. Kaldı ki, insanın fiziksel yapısına uygun bitkisel ilaçların varolup olmadığını insanın o ilaçları kullanmasından sonraki sonuçlara bağladır. Bu yüzden kullanılan bitkisel ilaçların kontrolünü yapmak zorundasınız. Bitkisel zayıflama ilaçlarının ana etken maddeleri vücudun yağma yakma metabolizmasını hızlandırıan bazı enzimlerdir. Bu bitkisel ürünler, vücudun daha fazla enerji tüketerek çabuk zayıflamasına yol açmaktadır. Sağlıklı zayıflama yöntemleri çok çeşitli olmakla birlikte her zaman istenilen sonucu vermeyebilir. Önemli olan bu yöntemlere olan bağlılığın ne şekilde giderildiğidir. Yani, diyetisyeninizin verdiği reçeteleri günlük olarak yerine getirip getirmediğiniz gibi anlaşılabilir. Eğer, diyetisyenizin yaptığı önerileri dikkate almazsanız istediğiniz sonucu alamazsınız. Vücudun sürekli olaran enerji kaybına uğraması için kontrollü beslenme ve sağlıklı yaşam alanınızı oluşturmalısınız. Bu konudaki bilimsel çalışmaları dikkatli takip etmenizde yarar var.

Sonuç olarak, çok çeşitli yollar olmak birlikte insanın fiziksel yapısına uygun yöntemlerin kullanılmasında fayda var.

Posted in Tanıtım Yazısı | Tagged , , | Leave a comment

Tırnaklar Herhangi Bir Parça Değildir…

Tırnaklar sadece parmakların ucundan çıkıp uzayan parçalar değillerdir. Aynı zamanda tırnaklar vücudun iş leyiş sistemi hakkında fikir sahibi olunmasına da yarar.
Rengi sararmış tırnaklar karaciğer, maviye çalan tır naklar kalp, çabuk kırılanları romatizma ya da yorgun­luk, rengi kaçık olup da içi beyaz lekeli olanlar ise kan sızlık gibi rahatsızlıkların habercisi olabilirler. Aynı za manda tırnaklar vitamin eksikliğinin de habercisidirler.
Tırnaklar deri hastalıklarına karşıda duyarlıdırlar. Şe ker hastalığı, kan dolaşımı bozukluğu, psikolojik bozuk luklar sonucunda da tırnaklarda rahatsızlıklar ve düşme ler gözükmektedir.
Ellerin korunmasında gerekli olan her şey tırnakların korunması içinde gereklidir. Yani soğuk, sıcak,Tırnaklar sadece parmakların ucundan çıkıp uzayan parçalar değillerdir. Aynı zamanda tırnaklar vücudun iş leyiş sistemi hakkında fikir sahibi olunmasına da yarar.Rengi sararmış tırnaklar karaciğer, maviye çalan tır naklar kalp, çabuk kırılanları romatizma ya da yorgun­luk, rengi kaçık olup da içi beyaz lekeli olanlar ise kan sızlık gibi rahatsızlıkların habercisi olabilirler. Aynı za manda tırnaklar vitamin eksikliğinin de habercisidirler.Tırnaklar deri hastalıklarına karşıda duyarlıdırlar. Şe ker hastalığı, kan dolaşımı bozukluğu, psikolojik bozuk luklar sonucunda da tırnaklarda rahatsızlıklar ve düşme ler gözükmektedir.Ellerin korunmasında gerekli olan her şey tırnakların korunması içinde gereklidir. Yani soğuk, sıcak, eldiven-siz yıkanan bulaşıklar, kimyasallar, tırnaklara sürülen ci la ve ojelerde tırnakları yıpratmaktadır. Bunları engelle­mek için olabildiğince sebze ve meyve tüketilmeli, vü cuttaki vitamin oranı arttırılmalıdır. eldiven-siz yıkanan bulaşıklar, kimyasallar, tırnaklara sürülen ci la ve ojelerde tırnakları yıpratmaktadır. Bunları engelle­mek için olabildiğince sebze ve meyve tüketilmeli, vü cuttaki vitamin oranı arttırılmalıdır.
Posted in Genel | Tagged , , , , | Leave a comment

Bebeğinizin Göz Rengi

Genetik Bilimi gün gittikçe basit kalıtım kurallarıyla, bebeğinizin göz rengini doğumdan önce tahmin edebiliyor

Hem anne hem baba mavi gözlüyse
Mavi rengi belirleyen allel baskın olmadığına göre, mavi gözlü anne ve babada bu allelden ikişer kopya var demektir. Bu durumda bebek, annesinden de babasından da birer mavi allel katılacak ve gözleri mavi olacaktır.
Ebeveynlerden biri mavi diğeri kahverengi gözlüyse
Gözü kahverengi olan ebeveynin göz rengini belirleyen allerlerden biri kesinlikle kahverengidir. Diğer allelin ise, kahverengi ya da mavi olma olasılığı vardır. Bunu anlamanın bir yolu, o bireyin anne ve babasına yani büyükanne ve büyükbaba adaylarının göz rengine bakmaktır. Büyükanne ve büyükbabadan birinin gözleri maviyse, kendisinde de bir mavi allel var demektir. Bu durumda bebek ya bu mavi alleli ya da kahverengi alleli kalıtabilir.
Öyleyse bebeğin mavi gözlü olma olasılığı yüzde 50’dir.
Büyükanne ve büyükbabanın gözleri kahverengiyse, bebeğin göz rengini tahmin etmek biraz daha zorlaşır. Varsa, büyükanne ve büyükbabanın kardeşlerine bakmak gerekir. Biri mavi gözlüyse ailede mavi bir allel var demektir. Bebek bu mavi alleli kalıtırsa mavi gözlü olur. Kahverengi gözlü ebeveynin her iki alleli de kahverengiyse, bir mavi allel kalıtacağı için genlerinde mavi alleli taşır.
Hem anne hem baba kahverengi gözlüyse
Bu durumda, her ebeveyn ya iki kahverengi ya da bir kahverengi bir de mavi allel taşır. Her iki ebeveyn de kahverengi allelden ikişer kopya bulunuyorsa, bebeğin mavi gözlü olma olasılığı yoktur. Ebeveynlerden birinde allellerin her ikisi de kahverengi, diğerinde allerlerden biri kahverengi diğeri diğeri maviyse, bebek mavi alleli kalıt da, kahverengi maviye göre baskın olduğu için bebek kahverengi gözlü olur. Bebeğin mavi gözlü olabilmesi için, her iki ebeveynin de bir kahverengi bir de mavi allel taşıması gereklidir. Bebek annesinden ve babasından bu mavi alleli kalıtırsa, mavi gözlü olur. Böyle bir durumda her bebek için mavi gözlü olma olasılığı yüzde 25’tir.

Posted in Genel | Tagged , , , | Leave a comment

Erkeksiz Doğum Artık Mümkün…

Kadının kemik iliğinden sperm üretildi. Tek sorun doğan tüm çocuklar kız olacak..

İngiliz bilim adamları kadının kemik iliğinde bulunan bir kök hücreden sperm yaratmayı başardı. Lezbiyen çiftler ya da babasız doğum yapmak isteyen kadınlar, biyolojik olarak kendi çocuklarını dünyaya getirebilecek. New Scientist bilim dergisinin haberine göre, Tyne Üniversitesi uzmanları iki ay içinde uygulanmaya başlanabilecek olan bu yeni tekniğin aynı zamanda kısırlık tedavisinde de çığır açacağını söyledi. Profesör Kerim Nayernia kontrolündeki ekibin yöntemine göre, kadının kemik iliğinden kök hücreler alınıyor, daha sonra bu kök hücreler kimyasal madde ve vitaminler bir karışıma konularak dişi sperm hücreleri haline getiriliyor. Bu sperm hücreleri ise tüp bebek tedavi tekniğiyle yumurtayı döllemeye yarıyor. Geçen yıl bu konuyla ilgili ilk bilimsel veriler elde edilmiş ve kemik iliğinden alınan kök hücrelerle olgunlaşmamış sperm üretilmişti.
Dini çevrelerden anında tepki geldi
BİLİM ADAMLARININ buluşu, etik bir tartışmaya da yol açtı. Çünkü bu yöntem, gelecekte kadınların erkekten alınan sperme gerek duymadan hamile kalmasını mümkün kılabilecek, erkekleri çocuk yapmada devre dışı bırakabilecek. Ancak, bu hücrelerde sadece erkekte bulunan ‘Y’ kromozomu olmadığından kadınlar, sadece kız çocuk sahibi olabilecek. İngiltere’de dini çevreler, bir çocuğun sadece anne ve babadan meydana gelebileceğini ve çocuğun da ailede her iki rolü de görmesi gerektiğini düşünerek, böyle bir yöntemin ahlak dışı olabileceğini öne sürüyor.
Lezbiyen aşkından çocuk yapabilir
SON haftalarda erkekler yerine kadınları tercih eden Paris Hilton, en son Sunset Bulvarı’nda eğlenmişti. Sevgilisiyle gece boyunca öpüşen Paris, erkeksiz doğum modası olursa bayrağı ilk taşıyacak isim olacak.

Posted in Genel | Tagged , , , | Leave a comment

Sigarayı Bıraktıktan Sonra…

Sigarayı bırakanların vücudundaki değişiklikler:
  • Sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra:


Kandaki oksijen normal hale döner. Kalp krizi riski ileri derecede azalır. Kaslara giden oksijen miktarı artar. Kan basıncı normal seviyesine iner.
  • Sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra: Karbonmonoksit vücuttan atılmaya başlanır. Nefes alıp verme rahatlar. Akciğerlerdeki katran ve balgam yok olmaya başlar. Bronşit ve zatürree gibi tekrarlanan solunum yolu hastalıkları riski azalır. Hücrelerin oksijenlenmesi normale döner.


  • Sigarayı bıraktıktan 48 saat sonra: Kan


nikotinden tamamen temizlenir.
  • Sigarayı bıraktıktan bir-iki hafta sonra:


Tat ve koku alma duyuları güçlenir. Kan dolaşımı en iyi hale gelir. Yüz rengi normal canlılığına kavuşur.
  • Sigarayı bıraktıktan üç-dokuz ay sonra:


Nefes alma zorlukları ortadan kalkar, öksürükler azalır. Akciğer fonksiyonları yüzde 5-10 arası düzelme gösterir. Ses düzelir.
  • Sigarayı bıraktıktan bir yıl sonra: Kalp hastalıkları riski yarı yarıya azalır.


  • Sigarayı bıraktıktan beş yıl sonra: Beyin kanaması riski yarı yarıya azalır. Ağız kanseri, yemek borusu kanseri, mesane kanseri riskleri yarı yarıya azalır.


  • Sigarayı bıraktıktan 10 yıl sonra: Akciğer kanseri riski yarı yarıya azalır. Beyin damarları ile ilgili felç gelişme riski, sigara içmeyenlerle aynı düzeye gelir.


  • Sigarayı bıraktıktan 15 yıl sonra: Kalple ilgili hastalık riski, sigara içmeyenlerin taşıdığı riskle aynı seviyeye gelir. Bu kişilerin ölüm riski sigara içmeyenlerle aynı seviyede iner.


Sigara içen gençler aynı zamanda alkol ve uyuşturucu bağımlılığına yatkın kişiler haline gelmektedir.
Sigara esir alır, ancak bu esaretten kurtulmak mümkündür.

Sigarayı bırakanların vücudundaki değişiklikler:

Sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra:Kandaki oksijen normal hale döner. Kalp krizi riski ileri derecede azalır. Kaslara giden oksijen miktarı artar. Kan basıncı normal seviyesine iner.Sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra: Karbonmonoksit vücuttan atılmaya başlanır. Nefes alıp verme rahatlar. Akciğerlerdeki katran ve balgam yok olmaya başlar. Bronşit ve zatürree gibi tekrarlanan solunum yolu hastalıkları riski azalır. Hücrelerin oksijenlenmesi normale döner.Sigarayı bıraktıktan 48 saat sonra: Kannikotinden tamamen temizlenir.Sigarayı bıraktıktan bir-iki hafta sonra:Tat ve koku alma duyuları güçlenir. Kan dolaşımı en iyi hale gelir. Yüz rengi normal canlılığına kavuşur.Sigarayı bıraktıktan üç-dokuz ay sonra:Nefes alma zorlukları ortadan kalkar, öksürükler azalır. Akciğer fonksiyonları yüzde 5-10 arası düzelme gösterir. Ses düzelir.Sigarayı bıraktıktan bir yıl sonra: Kalp hastalıkları riski yarı yarıya azalır.Sigarayı bıraktıktan beş yıl sonra: Beyin kanaması riski yarı yarıya azalır. Ağız kanseri, yemek borusu kanseri, mesane kanseri riskleri yarı yarıya azalır.Sigarayı bıraktıktan 10 yıl sonra: Akciğer kanseri riski yarı yarıya azalır. Beyin damarları ile ilgili felç gelişme riski, sigara içmeyenlerle aynı düzeye gelir.Sigarayı bıraktıktan 15 yıl sonra: Kalple ilgili hastalık riski, sigara içmeyenlerin taşıdığı riskle aynı seviyeye gelir. Bu kişilerin ölüm riski sigara içmeyenlerle aynı seviyede iner.
Sigara içen gençler aynı zamanda alkol ve uyuşturucu bağımlılığına yatkın kişiler haline gelmektedir.Sigara esir alır, ancak bu esaretten kurtulmak mümkündür.

Posted in Genel | Tagged , , | Leave a comment

Erken Ölüm Riski Göbeklilerde!!!

Kiloları kalçada toplananlara oranla 2 kat fazla!

Araştırmalara göre, kiloları göbeğinde biriken insanların (kadında 107 cm, erkekte 120 cm bel) 9 yıl içinde ölme olasılığı, kiloları kalçasında toplananlara oranla 2 kat fazla.

Kiloları kalçada toplananlara oranla 2 kat fazla!

Araştırmalara göre, kiloları göbeğinde biriken insanların (kadında 107 cm, erkekte 120 cm bel) 9 yıl içinde ölme olasılığı, kiloları kalçasında toplananlara oranla 2 kat fazla.

Posted in Genel | Tagged , , | Leave a comment